SENEM İN GÜL BAHÇESİ - Blogcu
ALLAH ın SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN

SENEM İN GÜL BAHÇESİ

2/5/2008 - Anne-Baba

Kategori: Anne-Baba

                                              Anne - Baba

Abdullah b. Mes’ud diyor ki: “Peygamber (s.a.s.) Efendimize:

-Allah’ın katında en sevgili amel hangisidir? diye sordum, Peygamber (s.a.s.):
-Vaktinde eda olunan namazlar, buyurdu.
-Namazdan sonra hangisi daha sevgilidir? dedim.
-Ana-babaya iyilik etmektir, buyurdu.
-Sonra hangisidir? dedim.
-Allah yolunda cihaddır, buyurdular. (Riyâzu’s-Sâlihîn, I, 347).

Çocuklar anne-babaları hakkında kötü konuşmamalı, onlara sövmemelidir, vasiyetlerini yerine getirmeli, dostlarına ikramda bulunmalıdırlar: “Ey Rabbimiz kıyamet günü, beni, anne-babamı ve bütün müminleri mağfiret eyle. ” (İbrahim, 14/41) diye dua etmelidir.

Baliğ olan çocuklar ana-babalarının odalarına her zaman izin alarak girmelidirler. Baliğ olmayan küçükler de şu üç vakitte ana-babalarının veya başkalarının odalarına izin ile girmelidirler:
Sabah namazından önce, yani yataktan kalkıp giyinileceği zaman; öğle uykusu sırasında yatsı namazından sonra yatılacağı zaman.
Çünkü bu vakitler karı-koca arasında mahrem vakitlerdir. Allah’u Teâlâ, bütün müminlere bunu çocuklarına öğretmelerini emretmiştir (en-Nûr, 24/58).

Hz. Peygamber, “kime iyilik edeyim” diye soran bir sahâbiye şu karşılığı vermiştir: “Ananıza (bunu üç defa tekrarlamıştır) sonra babanıza, sonra en yakın olanlara” (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1,2; Ebû Dâvud, Edeb, 120). Yine Peygamber Efendimiz “Anne Cennet kapılarının ortasındadır” (İbn Hanbel, V, 198); “Cennet annelerin ayakları altındadır” (Nesâî, Cihad, 6) buyurmuştur.

Çocuklar ana-babalarına karşı daima saygılı olmalı, onlara karşı tatlı dilli, güler yüzlü davranmalıdırlar. Ana-babanın bütün söylediklerini Allah’a itaatsizlik söz konusu olmadıkça, dinlemek ve kabul etmek gerekir. Her işte onların rızasını almaya çalışmalıdır. Onların hizmetlerini kendi hizmetinden önce görmelidir. Öldüklerinde de onları rahmetle anmak, onlar için hayır dua etmek, hayır yapmak, vasiyetlerini yerine getirmek gerekir.
Allah’a şirkten sonra en büyük günah ana-babaya itaatsizliktir. Ana baba İslâmî emirleri yerine getirmede ve yasaklardan kaçınmada titizlik göstermiyorlarsa ve hatta kâfir iseler bu onların ana-baba olmalarından doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla onlara Allah’a isyan teşkil etmeyen hususlarda itaat etmek ve her zaman iyi davranmak gerekir.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/5/2008 - Geceyi Dosta Tahsis Etmek

                                                 GECEYİ DOSTA TAHSİS ETMEK

 

İlahi muhabbetin alametlerinden birisi de, geceleri Yüce Allah‘a yalvararak ibadetle geçirmek, sevgilisi Allah ile baş başa kalmak iştiyakıyla gün batımını hasretle beklemek, kalbin ilahi sırlara ulaşması ve gaybı müşahede etmesi için Rabbine münacaatta bulunmaktır.

Gönül ehli ariflere göre münacaat ancak kalple yapılır. Bu da kalbin gayb alemine ait gizlilikleri müşahede etmesi, melekût aleminin sırları içinde dolaşması, ruhların nuruyla ceberût aleminde yükselmesi ile olur. Yüce Sevgilinin nurlarının şuaları, o kalbleri götürerek ilahi sır hazinelerinin üzerine bırakır. Münacaat, kalbin ilahî yakınlığı görmesinin bir delili ve Cenab-ı Hak ile ünsiyet ettiğinin bir isbatıdır.

Allahu Teala’dan rivayet edilen sözde şöyle buyurulmuştur: 

“Etrafı karanlık basınca beni unutup sabaha kadar uyuyan, sonra da beni sevdiğini iddia eden kimse yalan söylemiştir. Her seven, sevdiği ile baş başa kalmayı arzulamaz mı? İşte ben buradayım, sevdiklerime yakınım, onların gizli sözlerini ve sohbetlerini işitmekteyim; ben onların iniltilerine ve şikayetlerine şahidim.”

Önceki alimlerin birinden nakledildiğine göre Allah (c.c) sıddıklardan * birisine şöyle vahyetmiştir: 

“Gerçekten benim bazı kullarım var ki onlar beni sever, ben de onları severim. Onlar bana kavuşmayı özler, ben de onlara kavuşmayı arzularım. Onlar beni zikreder ben de onları zikrederim. Onlar bana nazar eder, ben de onlara nazar ederim. Onların yoluna girersen seni de severim. Onlardan yüz çevirirsen sana kızarım.” Bunun üzerine sıddık:

“Ya Rabbi! Onların alameti nedir?” diye sorunca Allahu Teala şöyle vahyetti:

“Şefkatli bir çobanın koyunlarını takip edip izlediği gibi, onlar da gündüzleyin gölgeleri takip ederek ibadet vakitlerini tesbite uğraşırlar. Gün batımında kuşun yuvasına dönmeyi arzuladığı gibi; onlar da bana ibadet için güneşin batmasını arzularlar. Gece olup her yanı karanlık kaplayıp, döşekler serilince, yataklar yayılınca ve her sevgili sevgilisiyle başbaşa kalınca, onlar bana ibadet için ayakta durur, yüzlerini benim için yere/secdeye sererler. Bana kelamımla münacaat ederler. Kendilerine ihsan ettiğim nimetlerimi zikrederek beni övüp dururlar. Bazen bağırarak, bazen ağlayarak, bazen eyvah ederek, bazen şikayet ederek, bazen ayakta, bazen oturarak, bazen rükûda, bazen secdede oldukları hâlde geceyi geçirirler. Onların benim için katlandıkları sıkıntıları görüyor, muhabbetimden dolayı nasıl dertlendiklerini işitiyorum. Onlara ilk olarak üç nimet veririm: 

Birincisi: kalplerine nurumdan bir parça nur atarım; artık benim onlardan haber verdiğim gibi, onlar da benden haber verirler. 

İkincisi: Eğer yedi kat gökler, bütün yerler ve ikisinin içindekiler sevap olarak onların mizanına konacak olsa, onların yaptıklarına karşılık olarak bunları az bulur, kendilerine daha fazlasını veririm. 

Üçüncüsü: Onlara zatımla (özel olarak) yönelirim. Bir düşün, benim zatımla yöneldiğim bir dostuma ne vereceğimi hiç kimse bilebilir mi?”
 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2008 - Anne Baba ve Namaz

 

                                                                                            Anna Baba Ve Namaz
 

İnsanlığın ilk kurumu ailedir. Aile toplumun çekirdeğini oluşturur. Cemiyetin en küçük birimi ve en temel ünitesi sayılan aile, anne, baba ve çocuklardan oluşur. Anne-babalar, çocuklarının maddî ihtiyaçlarını karşılamak ve onları manevî yönden terbiye etmekle görevlidirler. Çocukları, zihinsel ve bedensel yönden eğitirken, duygu ve düşüncelerini de eğitmek, çocuğun maddî gelişimini düşünürken, manevî hayatını da inşa etmek anne-babanın aslî vazifesidir.
 

İslâm dininin prensiplerini ve ahlakî kurallarını, bizzat uygulayıp yaşayarak, çocuklara öğretecek kişiler öncelikle anne - babalardır. Aile kurumunun, Allah tarafından tayin edilen maaşsız ve ücretsiz öğretmenleri olan anne - babanın vazifelerini, Kur’ân ve hadislerde ana hatlarıyla görmekteyiz. Bu vazifelerin en başta geleni hiç şüphesiz namazdır. Anne-babanın bu konudaki sorumluluğunu Kur’ân şöyle anlatır: “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et...” (Ta-Ha/132). Bu ayette Allah Teâlâ Hz. Peygamber’den, ailesine namazı emretmesini, birlikte ona sarılmalarını, sabır ve azimle ona devam etmelerini istiyor. Ayetteki hitap, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şahsınadır. Bu hitabın içine genel olarak onun bütün ümmeti, hususî olarak da ehl-i beyti (Hz. Peygamber’in aile efradı) girmektedir.
 

Bu ayetin hükmü gereği Peygamberimiz, sabah namazına kalktığında Mescid-i Nebevî’ye gitmeden önce Hz. Fatıma ve Hz. Ali’nin evlerine uğrar, kapılarının önünde durur, “Ey Ehl-i Beyt! Namaza kalkınız” buyurur ve “Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor” (Ahzab/33) mealindeki ayeti okurdu.
 

Peygamberimiz (s.a.v.), bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınız yedi yaşına ulaşınca, onlara namazı emrediniz...” (Ebû Davud, Salât, 26). Bugün dünyada zorunlu eğitim ve öğretime 6–7 yaşlarında başlanmaktadır. 15 asır önce Peygamberimizin eğitim yaşını 7 olarak belirtmesi, önemli bir tespit ve beyandır. Bu ifadeden, “Çocukları bu yaştan itibaren namaza alıştırın” hükmü çıkmaktadır. “Emir” kelimesinin kullanılmasında da bir hikmet söz konusudur. Bu şöyle de yorumlanabilir: “Siz ey mü’min anne-babalar! Namaz konusunda öyle titiz, öyle sıkı, öyle bilinçli davranınız ki, sanki yetişkin bir insana emir veriyormuşçasına, çocuğunuza namazı emrediniz, tavsiye ediniz, kıldırmaya,  sevdirmeye çalışınız. Hatta bir âmirin memuruna verdiği bir emrin yapılıp yapılmadığını kontrol etmesi gibi, siz de çocuğunuzun namaz kılıp kılmadığını kontrol ediniz. Yapmazlarsa gerekli önlemi alınız, kılıncaya kadar çaba sarf ediniz.”
 

Atalarımızın “Ağaç yaş iken eğilir” sözü, bir bakıma bu mübarek hadisin bir izahıdır. Çocuklar, küçükken eğitilip öğretilmediği, eğilip bükülmediği ve bir şeyin uygulamasına alıştırılmadığı takdirde, büyüdükleri zaman onları istikamete sokmak oldukça zordur.
 

Cenâb-ı Hak, “Ey inananlar, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun!” (Tahrim/6) buyurmaktadır. İşte, cehennem ateşine karşı en büyük kalkan, namaz ibadetidir. Anne-babası nın gayretiyle namazı seven ve namazla bütünleşen çocuk, ergenlik çağından itibaren yerine getirmekle yükümlü olduğu ilâhî emirleri severek yapar, yasaklardan ve kötülüklerden de aynı şekilde kaçınır. Böylece ilâhî azaptan kurtulur.
 

Allah’ın emirlerini yapan ve yasaklarından uzak duran bir aile içinde yaşamak, insan için mutluluk kaynağıdır. Bu saadet de ancak, namaz ibadetinin evde hâkim olması ile sağlanır.

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/2/2008 - Yorumlar Buraya Lütfen

 

  

 

                              

 

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz.”   (Muhammed Sûresi 7.Âyet)

 

"Allah yolunda malını harcayana, harcadığının yedi yüz misli ecir verilir." (Hz.Muhammed s.a.v)

 

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/3/2007 - Cennet'in Güzellikleri

Cennet'in Güzellikleri

 Kur'an'da Cennet'in niteliklerinden bazılarına şu şekilde değinilir:

1- Altlarından ırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler (1), güzel meskenler (2)

2- Türlü ağaç ve meyvalara, akar kaynaklara, görünüş ve kokusu güzel, isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay, türlü bol meyvelere sahip (3)

3- Gönlün çekeceği her türlü yemek ve etler, türlü kokulu içecekler, temiz şaraplar ve çeşit çeşit tükenmez nimetleri içeren bir mekân.

"Onlara Cennet'te bir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik (vereceğiz)" (4)

"Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennet'tir. Sizin için orada çokmeyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz." (5)

"Cennet şarabından (dünya Şarabı gibi) mide ızdırabı yoktur" (6)

4- Cennet'te hayat sonsuzdur, kin yoktur, boş lâf ve günah'a sokacak söz işitilmiş. "Biz o Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada  kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir" (7)

"Onlar Cennet'te ne bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler: Selâm.. (birbirleriyle  selâmlaşır dururlar)." (8)

5- Cennet nimetleri insan hayalinin erişemeyeceği güzelliktedir. Cennet'i aslında dünya ölçüleriyle tarif  etmek mümkün değildir. Bununla beraber Cennet'teki eşsiz nimet ve saltanatı anlayabilmemiz için Allah Teâlâ onu bize şu şekilde tasvir etmiştir: (9)

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/3/2007 - Cennet'in Anahtarı

Cennet'in Anahtarı    

Son sözü Kelime-i Tevhîd olan kimsenin mükâfatı Cennet'tir .

Bu durumu hadisçiler şöyle yorumlarlar: Lâ ilâhe illallah, Cennet'in anahtarıdır, ancak bu anahtarın dişleri vardır, onlarda ilâhi emirlere bağlı olmak itaat ve ibadet etmektir. Bir de "Lâ ilâhe illallah" demekle, birinin müslümanlığına hükmedilmez, "Muhammedün Rasûlullah" (Muhammed Allah'ın peygamberidir) sözünü de eklemesi gerekir. Hatta İslâm dininden başka bütün dinlerden uzak olması icab eder. Bu inançta olan  kimse, ehl-i kebâir (büyük günah işleyen) de olsa, günahı kadar Cehennem'de ceza gördükten sonra Cennet'e girecektir.

Muaz b. Cebel (r.a.)'ın Hz. Peygamber (s.a.s.)'den rivayet ettiği şu hadis  meseleyi açıklığa kavuşturur:

"-Hiç bir kimse yoktur ki, kalben tasdik ederek Allah'dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (s.a.s.)'in, Allah'ın kulu ve resûlü olduğuna Şehadet etsin de, Allah ona Cehennem'i haram etmiş olmasın (herhalde  harâm eder)"

Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat inancına göre, "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Rasûlullah" diyen ve bunun  gereğince iman edip salih amel işleyen her kimse Allah'ın izniyle mutlaka Cennet'e girecektir. Cennetlikler,  hastalık, sakatlık, ihtiyarlık, huysuzluk vs. hallerden uzak olarak yaşayacaklardır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
......YEMİNE GEREK GÖRMEYECEK KADAR SÖZLERİNE SADIK OL
Anne-Baba
Geceyi Dosta Tahsis Etmek
Anne Baba ve Namaz
Yorumlar Buraya Lütfen
Cennet'in Güzellikleri
Cennet'in Anahtarı
Cennet de Nasıl Ağaç Dikilir?
Kaza ve Kader
Tevekül
İbadet Nedir
ALLAH nasıl misafir edilir?
Kabirde konuşan genç
Dirilen Ölü
Hadislerde Fatiha
Osman Gazin-in Oğlu Orhan Gaziye Vasiyeti
İbadet Çeşitleri
Cennet İkramı
Cennet Ve Cehennem
Bunları Biliyor Musunuz?
Yedi tavsiye
Salih müslüman olmak için
Tevazu her iyiliğin anahtarıdır
Tesettür Emrinin Neresindeyiz?
Allâh Rasûlü'nün Îkazları
Tesettürde Dikkat Edilecek Hususlar

TÜM YAZILARIM

40 Hadis
Dua ve Zikir
Peygamberlerin Hayatı
Kuran-ı Kerim Oku Dinle
Alim çocuk
Yeşil Kubbe
En Sevgili

haticane
medreseizehra
uzlet
rumeysa1980
zerirem
silairahim
dilefkar
sonsuzlukkervani
minare
djazemimm87
feyzanur2000
Hasan Beyan
huzundamlalari
aysecim
hayatikorkut
93busra
urungu41
nurbozkurt
hisari
fatih03
koookle
nasibim
islamiyetnurlari
sevgipinari01
saclariniz
mehmet orhan durdu
Seni Seviyoruz Ya Rasulallah


Cennet Kuşları_1

Cennet Kuşları_2

SecdeGulleri.NeT NurluYuz Minare Toplist http://www.tavaf.com/toplist/ Dini Toplist,Dini siteler,siteler,site ekle,pr arts�n,sehadet toplist,sehadet cicegi toplist, ihyaList - ihya.org kaliteli siteler arsivi
- M.M.S